Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
şamaroğlanına dönmek
Anlamı:

1. yerli yersiz azarlanmak


samaryum
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Atom numarası 62, atom ağırlığı 150,4, yoğunluğu 7,75 olan ve az bulunan bir element (simgesi Sm)


Lisan : Fransızca samarium

Telaffuz : sama'ryum

şamata
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gürültü patırtı

Örnek:

1. Bu berbat şamata arasında yarım saat kadar bekledim.

1. Bu berbat şamata arasında yarım saat kadar bekledim.


Lisan : Arapça şemāte

şamata etmek
Anlamı:

1. gürültü patırtı yapmak

Örnek:

1. Amma da şamata ettin be çorbacı, dedi.

1. Amma da şamata ettin be çorbacı, dedi.


şamata koparmak
Anlamı:

1. aniden gürültü patırtı çıkarmak

Örnek:

1. Haykırarak, şamata kopararak yarı havada, yarı yerde koşup kendilerini çeşmenin yalaklarına atarlardı.

1. Haykırarak, şamata kopararak yarı havada, yarı yerde koşup kendilerini çeşmenin yalaklarına atarlardı.


şamatacı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gürültü patırtı yapan

Örnek:

1. Her köşe içen, yiyen, yaygaracı, şamatacı insan yığınlarıyla kaynıyordu.

1. Her köşe içen, yiyen, yaygaracı, şamatacı insan yığınlarıyla kaynıyordu.

2. Ciddi olmayan


şamatacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şamatacı olma durumu


şamatalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gürültülü patırtılı

Örnek:

1. Ben kendim, ırk ve din ayrılığına bakmadan bu şamatalı politika dünyasında daima insanların birliğine inanıyordum.

1. Ben kendim, ırk ve din ayrılığına bakmadan bu şamatalı politika dünyasında daima insanların birliğine inanıyordum.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çok eğlenceli


samba
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir çeşit Brezilya dansı

2. Bu dansın müziği


Lisan : Fransızca samba

Telaffuz : sa'mba

şambaba
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir tür hamur tatlısı, baba tatlısı, şambabası


Telaffuz : şa'mbaba

şambabası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şambaba

Örnek:

1. Şambabası, arada bir ağzımızı tatlandıran nice tatlılardan biridir.

1. Şambabası, arada bir ağzımızı tatlandıran nice tatlılardan biridir.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sorumluluğu olmayan, hayırsız baba


sambacı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Samba yapan kimse

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Brezilyalı futbolcu


sambacılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sambacı olma durumu


şambrel
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Otomobil iç lastiği


Lisan : Fransızca chambre a air

şamdan
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzerine kandil, mum veya herhangi bir ışık kaynağı konulan yüksek tabla, mumluk, çırakma, şamdanlık

Örnek:

1. Masa üstünde duran şamdandan yanar bir mum alıp pencereye doğru yanaştı.

1. Masa üstünde duran şamdandan yanar bir mum alıp pencereye doğru yanaştı.


Lisan : Arapça şemʿ + Farsça -dān

şamdancı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şamdan yapıp satan kimse

2. tarih , tarih , tarih , tarih , Saraylarda aydınlatma işleriyle görevli kimse


şamdancılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şamdancının işi veya mesleği


şamdanlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Şamdanı olam


şamdanlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şamdan


şamdansız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Şamdanı olmayan


Sami
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hz. Nuh'un oğlu Sam'dan türediklerine inanılan beyaz ırkın, Arapça, Asurca, İbranice ve Habeşçe konuşan çeşitli kavimlerinin toplandığı kolu

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu kola özgü olan


Özel: Evet

Lisan : Arapça sāmī

Telaffuz : sa:mi:

şamil

İlgili Kelimeler:

makabline şamil

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , İçine alan, kaplayan, kapsayan


Lisan : Arapça şāmil

Telaffuz : şa:mil

samimi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçten (duygu vb.)

Örnek:

1. Sanatkâr, bizi söylediklerinin samimi olduğuna da inandırmalı.

1. Sanatkâr, bizi söylediklerinin samimi olduğuna da inandırmalı.

2. Candan, açık yüreklilikle davranan

Örnek:

1. Çocuklar gibi şakrak, ne kadar şakalaştık / İkimiz, onunla ben, samimi arkadaştık

1. Çocuklar gibi şakrak, ne kadar şakalaştık / İkimiz, onunla ben, samimi arkadaştık

3. zarf , zarf , zarf , zarf , İçli dışlı, senli benli olarak

Örnek:

1. Onunla samimi konuştum.

1. Onunla samimi konuştum.


Lisan : Arapça ṣamīmī

Telaffuz : sami:mi:

samimi olmak
Anlamı:

1. içten, açık yüreklilikle davranmak

Örnek:

1. Kocasının samimi olup olmadığını düşünmeden kadın insiyakıyla üzülüverdi.

1. Kocasının samimi olup olmadığını düşünmeden kadın insiyakıyla üzülüverdi.

2. içli dışlı olmak


samimileşiverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Samimileşivermek durumu